GÜNDEMİ TAKİP EDİN

Haberler

Tatlı Krizlerin Sonu Acı Olmasın

KİM SEVMEZ TATLIYI. ÇİKOLATALAR, ŞERBETLİLER, SÜTLÜLER, DONDURMALAR... HAHA, AĞZINIZ SULANDI DEĞİL Mİ?! HİÇ YOKTAN BİR TATLI KRİZİNİN EŞİĞİNE GELDİNİZ. GEREK VAR MIYDI ŞİMDİ BUNA?! PEKİ TATLI İÇİN GİRİLEN BU KRİZLERİN ALTINDA YATAN GERÇEKLERİ ÖĞRENMEYE NE DERSİNİZ? SIRF SİZE TATLIDAN BAHSETTİK DİYE KRİZE GİRİYOR DEĞİLSİNİZ YA...

En başta şu gerçekliği kabul edelim, tatlı fizyolojik bir ihtiyaç değil sadece tüketilmek istenen bir gıda. Yani daha da basit haliyle vücudumuz tatlıya ihtiyaç duyduğu için tatlı yemiyoruz, canımız istediği için yiyoruz. Tatlı yemenin bir krize dönüşmesindeki asıl neden ise tatlıyı çok sevmemiz, birinin bize ondan bahsetmesi ya da lezzetli olmasında yatmıyor. Yapılan araştırmalar; kötü beslenme, hormonal ve psikolojik durumlar, çeşitli hastalıklar gibi tatlı krizine neden olan birçok etmenden bahsediyor. Beyaz un ve beyaz undan yapılmış unlu mamuller, şeker, tatlı, pirinç gibi glisemik indeksi yüksek olan basit karbonhidratların ve işlenmiş gıdaların kan şekerinin hızlı bir şekilde yükseltmesi, buna karşılık vücuttaki mekanizmaların da yükselen kan şekerini hızlı bir şekilde düşürmesi bu krizi yaratan etmenlerden biri. Aynı şekilde yapılan çok katı diyetler, çok düşük kalorili beslenme ve çok uzun saatler aç kalmak da gün içinde kan şekerinin düşmesine neden oluyor ve tatlı isteğini artırıyor. Yani kaş yaparken göz çıkarma riski bu tür durumlarda epeyce yüksek. Bunun yanı sıra bazı hastalıklar ya da kötü beslenmeye bağlı olarak gelişen demir, krom ve magnezyum gibi minerallerin eksikliği de tatlı krizlerinin daha sık yaşanmasına neden olan etmenler arasında yerini alıyor. Menopoz ve regl öncesi dönemdeki tatlı krizlerinin sebebi ise östrojen hormonunun azalması. Ayrıca duygusal durumlar, yoğun stres ve depresyon süreçlerini de unutmayalım.

Tatlı krizlerinin iç yüzünü gösterdikten sonra, sizi çözümsüz bırakmıyoruz tabii ki. Her kriz aşılabilir, gerekli adımlar atılırsa.

  • Çok düşük kalorili katı diyetlerden ve uzun süreli açlıklardan uzak durun. 3-4 saat aralıklarla beslenmeye özen gösterin.
  • Taze ve kuru meyveleri tek başına yemek yerine yanına mutlaka süt, ayran, kefir, yoğurt gibi süt ürünleri ya da çiğ badem, fındık, ceviz gibi sağlıklı yağlar ekleyin.
  • Glisemik indeksi yüksek olan ve kan şekerini hızlı yükselten basit karbonhidratlar yerine bulgur, kara buğday, tam tahıllı gıdalar ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratları tercih edin.
  • Günlük lif alımınızı artırın. Lif içeriği yüksek/posalı gıdalar mide boşalmasını geciktirerek gün içinde daha uzun süre tok kalmanızı ve kan şekerinizin daha dengeli olmasını sağlar.
  • Beslenmenize kefir, yoğurt, tarhana gibi probiyotik gıdalar ekleyin.
  • Yemeklerde bol bol baharat kullanın. Özellikle tarçına mutfağınızda yer açın
  • Bol bol su için.
  • Yeterli ve kaliteli uyumaya ve stresten uzak kalmaya özen gösterin.
  • Düzenli egzersiz yaparak seratonin salgılanmasını artırın.

Kimse size tatlı yemekten vazgeçin demiyor. Ancak fazla tüketip sonra pişman olmaktansa dengeli davranıp miktarı azaltmak daha faydalıdır.

Haberlere dön