GÜNDEMİ TAKİP EDİN

Haberler

Yediklerin de Alzheimer’la savaşta sana yardım edebilir

HALK ARASINDA “BUNAMA” OLARAK BİLİNEN “DEMANS”; HAFIZA, LİSAN, ARİTMETİK, KARAR VERME YETİSİ, DİKKAT VE DİĞER BİLİŞSEL FONKSİYONLARDA İLERLEYİCİ KAYIP DEMEKTİR. ALZHEİMER HASTALIĞI İSE EN SIK GÖRÜLEN DEMANS TİPİDİR. TÜRKİYE ALZHEİMER HASTALIĞI PREVELANS ÇALIŞMASI, 70 YAŞ ÜSTÜNDEKİ BİREYLERİN %11’İNDE BU HASTALIĞIN GÖRÜLDÜĞÜNÜ, HASTA SAYISININ İSE YAKLAŞIK 250-300 BİNE DENK GELDİĞİNİ ORTAYA KOYDU. GÖZ ÖNÜNE ALINMASI GEREKEN BİR ORAN.


Yapılan araştırmalarda çıkan sonuçlara göre kalp ve damar hastalıkları risk faktörleri ile Alzheimer hastalığının risk faktörleri arasında bir bağ olduğu düşünülüyor. Obezite, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı, diyabet, alkol, sigara kullanımı, hayvansal kaynaklı yağ tüketiminin fazla olması gibi faktörler Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığını da arttırıyor. Dikkat edilmesi gereken birçok konu var yani...

Sağlıklı beslenerek Alzheimer’dan korunmak mümkün mü? Evet, mümkün!
Peki Alzheimer ile sağlıklı beslenme arasındaki ilişki nedir? Doğru beslenme alışkanlıkları ile hastalık risklerine karşı önlem alınabilir ve bu konuda geniş bir liste bile var.

Akdeniz diyeti Alzheimer riskini azaltıyor.

Akdeniz ülkelerinin insanlarının beslenme şekli olarak bilinen Akdeniz diyeti; temel içerik olarak bol sebze ve meyve, çeşitli kurubaklagiller, tam buğday ve rafine olmayan tahıllar, balık, zeytinyağı, kuru yemişler, az yağlı süt ve süt ürünleri ile uygun miktarlarda kırmızı et ve tavuk içerir. Amerika’da yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, bu beslenme tipi ile beslenen insanların Alzheimer’a yakalanma olasılıklarının düştüğü tespit edildi. Akdeniz tipi beslenmenin vücuda sağladığı faydalar yüksek antioksidan içerikli olması, kalp ve damar sağlığını koruyucu yönde etkili olması, zengin vitamin içeriği ve metabolizmadaki enfeksiyonlara karşı verilen yanıt olan inflamasyon göstergelerini azaltması yönünde. Akdeniz’e şarkılar yapılması boşuna değil...

Haftada en az 1 kez balık tüketenlerin Alzheimer olma riski %60 daha az

İçeriğindeki omega-3 sayesinde balık, hem iyi bir protein hem de iyi bir yağ kaynağı. Yapılan araştırmalarla haftada en az 1 kez balık tüketenlerin, daha az sıklıkta balık tüketenlere göre Alzheimer hastalığı riskinin %60 daha az olduğu kanıtlandı. Bu yağ, beyin fonksiyonlarımızın doğru çalışabilmesi için en gerekli yağ. Küçükken balık yağı içmeyen var mı? Büyükken de balıktan faydalanmayı bırakmamak lazım.

Günlük beslenmenizde antioksidanları eksik etmeyin!

Alzheimer riskini azaltmak için önemli bir diğer konu ise antioksidanlar. Günlük beslenmenizde yer alan; soğan, yeşil çay, zerdeçal, üzüm gibi besinlerin de önemli birer antioksidan kaynağı oldukları unutulmamalı. Ayrıca C ve E vitamini en önemli antioksidanlardan. Metabolizmayı koruma görevi görürler. Bu konuda özellikle C vitamini kaynaklarından, biber, roka, lahana, brokoli, çilek, portakal, mandalina, limon, greyfurt, ıspanak ve E vitamini kaynaklarından bitkisel yağlar, ceviz, badem, fındık, tam tahıllar, avokado, yer fıstığı ve keten tohumu gibi besinlerin beslenme planına dahil edilmesi önemlidir. Aklıma hepsinin aynı anda kullanıldığı bir salata tarifi geldi. Babannemin gizli tarifi, paylaşamam...

“Süper besin” Ispanak  

Ispanak, antioksidan kapasitesinin yüksekliği ile Alzheimer hastalığından korunmaya yardımcı ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatan bir besin olarak karışımıza çıkıyor. Beyin dokularına direkt yararlı etiklerinin olduğu saptanan ıspanağın “süper besin” olarak adlandırılması biraz da bundan. Ispanak deyince sizin aklınıza ne geliyor?

D vitamini eksikse aman dikkat!  

Yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde Alzheimer hastalığı olan bireylerin D vitamini seviyelerinin düşük olduğu bulunmuş. D vitamini derimizde güneş ışınları ile aktif hale geçer. Her gün 15-20 dakika güneşin tenimize temas etmesini sağlamak bu salgılamayı uyarır. Somon, çipura, hamsi ve benzeri balıklar, peynir, yumurta gibi kaynaklar ise iyi derecede D vitamini içerir.

B vitamini desteği de çok önemli  

B vitaminlerinin eksiklikleri birçok hastalığa sebep olur. Fakat B kompleks vitaminleri beslenme ile sağlanamıyorsa dışarıdan destek olarak alındığında da Alzheimer hastalığının başlangıcını geciktirmede çok etkili olduğu kanıtlandı.


Günümüzde Alzheimer’a dair artan bir farkındalık var. Şu ana kadar tedavisi tam olarak bulunamamış olsa da riskleri azaltmak için birçok yöntem var. Üstelik bunlar yukarıdakiler gibi hem sağlıklı hem de lezzetli oabiliyor.

İŞİN TEMELİ LEZZET

Durumu ele alıyoruz. Bu günlerde yemek seçimleriniz üzerinde büyük baskı var ve iyi yemek yemenin tüm eğlencesini aldığının farkındayız. Yediklerimizdeki kimyasalların miktarına dair bilimsel analizlerin artırıdığı sorulardan neyi yiyip neyi yemeyeceğimizi söyleyen ‘tavsiye’ bombardımanına birçok bilginin içinde kaldık - ama bu kadarı yeter.

Doğru dengeyi bulma

Temellere geri dönmenin vakti geldi. Dengeli beslenmek, herşeyi kararında tüketmek en sağlıklı yoldur. Bu, daha sağlıklı yiyeceklerin yanında gerçekten zevk aldığınız atıştırmalıklar için bol miktarda yer bırakan, makul miktarlarda yemek yemeniz anlamına gelir.

Besin alerjisi veya hassasiyeti olan insanlar için işlerin daha karmaşık olduğunu anlıyoruz. Ve bu nedenle müşterilerimizin daha bilinçli gıda tercihleri yapmalarını kolaylaştırıyoruz. Tuz, şeker, doymuş yağ ve kalori gibi besin bilgilerinin yanı sıra alerjenleri de açıkça gösteriyoruz; böylece sağlıklı ve dengeli bir diyeti yaparken sevdiğiniz yiyecekleri de bu diyete katarak daha fazla keyif alabilirsiniz.

Yemek yemek eğlenceli olmalı

TDengeli bir yemek seçimi söz konusu olduğunda biz işin zor kısmını yaparız, dolayısıyla sizin bunu düşünmeniz gerekmez. Size hergün sağlığınız için de iyi olan bir dizi taze ve lezzetli yiyecek sunuyoruz.

Kalori kontrollü bir seçenek istiyorsanız, besin etiketlerimiz, yediklerinizin kalorini hesaplamanızı kolaylaştırır. Alerjiniz varsa ve bu sizi düşündürüyorsa, tüm tariflerimizde alerjenleri işaretlediğimizi bilerek rahat bir seçim yapabilirsiniz.

Bizim için dengeli beslenme, besleyici malzemelerden lezzetli yemekler üretmek demektir. Yemek yemek bir baskı değil, keyif olmalıdır. Bu nedenle işin teknik kısmını bize bırakın ve yemeğinizin tadını çıkarın.

ŞU SOĞUK KIŞ AYLARINDA ŞÖYLE BİR AKDENİZ Mİ YAPSAK

Akdenizi sadece sıcağı, denizi, güneşi ve kumsallarından ibaret sanmayın. Bir de bir mutfağı ve bir diyeti var ki sağlığınızı korurken bir yandan da size müthiş lezzetler sunar... Evet, girişten de anlayacağınız gibi bu sefer size Akdeniz diyetinden bahsadeceğiz. Ama diyet deyince hemen aklınıza yazın Akdeniz sahillerine damga vurmanızı sağlayacak kilo verdirmede etkili bir yapı gelmesin. Bu diyet beslenme tipi anlamına gelen diyet. Akdenizlilerin beslenme tarzını anlatıyor.

Akdeniz deyince bir çoğumuzun gözünde deniz, kum, güneş, sahile kurulmuş masalar, balık, otlar ve deniz ürünleri canlanıyor. Peki sizce bu görüntüler bizi neden bu kadar cezbediyor? Tamam deniz, kum, güneş kısmını bir kenara alalım; o kısmın niye cazip geldiğini biliyoruz. Ama yemek kısmı?

40 yılı aşkın süredir yapılan araştırmalar gösteriyor ki Akdeniz diyeti depresyon, diyabet, kanser, parkinson, obezite, Alzheimer ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıkların görülme riskini azaltıyor. Bu güzel haber. Peki, Akdeniz diyeti nasıl uygulanıyor. Bunun için birçok yorum olsa da genel geçer bir tip yok. Ancak yine de üzerinde anlaşılmış bir takım unsurlar var.

Sebze ve meyve tüketimini artırın.

Sebze ve meyvelerin antioksidan gücünden yararlanın. Özellikle C ve E vitamini de en önemli antioksidanlardan. Metabolizmayı koruma görevi görürler. Bu konuda özellikle C vitamini kaynaklarından, biber, roka, lahana, brokoli, çilek, portakal, mandalina, limon, greyfurt, ıspanak sofranızın vazgeçilmezleri arasında yer alsın. Bunların yanında soğan, yeşil çay, zerdeçal, üzüm gibi besinlerin önemli birer antioksidan kaynağı oldukları unutulmamalı.

Eti balıkla takas edin.

Hayvansal gıda tüketiminizde et yerine balığa ağırlık verin. Balıktaki doymamış yağ oranı ete göre daha fazla olduğundan protein ihtiyacınızı karşılarken sindirim sisteminizi de yormamış olursunuz. Bırakız deniz sizi kucaklasın.

Yağ ihtiyacınız için sağlıklı yağları kullanın.

Et gibi yağlar konusunda da hayvansal olanlarını bir kenara bırakın. E vitamini kaynaklarından bitkisel yağlar, ceviz, badem, fındık, tam tahıllar, avokado, yer fıstığı ve keten tohumu gibi besinleri diyetinize dahil edin. Fındık, fıstık oh; sensin fıstık oh...

Yoğurt, kefir gibi fermente ürünleri ihmal etmeyin.

Fermente ürünler pekçok fayda içerirler. Bağırsak florasına iyi gelmekle başlayan devaları kolesterolü düşürmeleri, tansiyonu dengelemeleri ve hatta kanser hücrelerinin oluşumunu engellemeleri ile devam eder. Her derde deva.

İşlenmiş ürünlerden uzak durun.

Doğal gıdalar içinde bulunan karbonhidrat, yağ, lif ve proteinler işlenmiş gıdalarda değişime uğrar. İşlenmiş gıdalarda şeker, tuz ve yağ oranları yüksektir. Ayrıca raf ömürlerinin uzaması için katkı maddesi içerirler. Sindirim sisteminiz bu nedenle değişime uğrayabilir. Bu durum da hastalıklara yol açabilir. Doğalı varken işlenmişine ne hacet var ki. Akdeniz sadece sahilleri, doğası, güneşi ile değil sunduğu birbirinden lezzetli gıdaları ve sağlık dolu diyetiyle de gönüllerde taht kurmaktadır.
 

Haberlere dön